Spor Yaralanmaları

Spor yaralanması nedir?

Amatör ya da profesyonel sportif aktiviteler sırasında ortaya çıkan, ani gelişen ya da tekrarlayan zorlamalarla oluşan yaralanmaları spor yaralanmaları olarak değerlendiriyoruz.

Spor Yaralanmalarının Nedenleri Neler ?

Çocukluk çağı profesyonel spor yaralanmalarının %62’sinin antrenman sırasında olması çok ilginç. Ebeveynlerin 1/3'i maç sırasında alınan önlem ve hazırlığa gösterilen hassasiyeti antreman için göstermemekte. Bu yaralanmaların %50’sinin önlenebilir sakatlıklar olduğu tespit edilmiş.
13 yaş grubunda yapılan bir çalışma, bu yaşa kadar gelen çocukların %70'inin sporu bıraktığını gösteriyor. 3 temel neden var; koçlar aileler ve erişkin dünyasının rekabetçi anlayışı. Rekabet beraberinde aşırı antrenman ve artmış yaralanma riskini getiriyor. Özellikle birebir mücadelenin yüksek olduğu kontakt takım sporlarının bu durumda etkin olduğunu görüyoruz.

En sık nerede ve hangi spor dallarında yaralanma oluyor?

Her spor dalının kendine ait yaralanma tipleri ve yaralanma bölgeleri var. Futbol yaralanmalarında uyluk, bacak çevresi kas gruplarının yırtıklarını, diz çevresi bağ yaralanmalarını sık görüyoruz.
Basketbol, voleybol gibi ani efor, sıçrama, omuz ve kol için tekrarlayan zorlamalar gerektiren spor dallarında sadece uyluk ve bacak problemlerini değil omuz ve dirsek çevresi sorunlar da kendisini göstermeye başlıyor.
Tenis, yüzme gibi spor dallarında omuz çevresi bağ, kapsül, tendonlarda kısmi yırtıklar belirginleşiyor.
Ülkemizde amatör ya da hobi amaçlı yapılan sporlar arasında birinci sırayı futbol alıyor. Özellikle genç ve orta yaşlı grubun haftalık hobisi olan halı saha futbol karşılaşmaları çok önemli. Kardiak rezervi sınırlı, esnekliğini koruyamayan ve haftada bir gün tüm eforuyla sahada yüksek düzeyli temas içeren bir sporu yapmaya çalışıyoruz. Yaralanmalar kaçınılmaz hale geliyor.

Spor yaralanmalarında en sık hangi sorunlar ortaya çıkıyor? Neden?

En sık rastlanan problemler kas gerilmeleri ve yırtıklarını içeriyor. Özellikle uyluk ve bacak bölgesi kas gruplarının gerilme ve yırtıkları elit yada amatör sporcuların tekrarlamaya yatkın sorunlarından birisi olup, yapılan spor tipine uygun germe ve güçlendirme egzersizlerinin eksikliklerine bağlı ortaya çıkabiliyor.
Eklem çevresi bağların ve tendonların yaralanması daha az görülmekle birlikte tedavileri daha özel yaklaşımlar gerektirmektedir. Özellikle diz çevresi bağ yaralanmaları, omuz çevresi tendon yırtıkları ve çıkık problemleri cerrahi tedavi gerektirebiliyor.
Neyseki kırıklar daha az görülüyor. Kırıkların önemli bir kısmı yaralanmanın şiddetine bağlı olarak cerrahi tedavi gerektirebiliyor.

Bu sorunların tedavisinde nasıl bir yol izleniyor?

Ani gelişmiş kas yırtıkları ya da burkulmaları içeren yaralanmalar çoğunlukla cerrahi müdahale gerektirmeden tedavi ediliyor. Yaralanma anında uygulanacak buz kompresi, yaralanan bölgenin dinlendirilmesi gibi yaklaşımlar tedavinin kalanını kolaylaştırdığı gibi süresini de etkilemektedir.
Eklem çevresi yırtıklar, burkulmalar ve kırık düşündürecek sorunlarda mutlaka hemen uzman görüşü alınması gerekiyor.

Cerrahi müdahale ne zaman devreye giriyor?

Ani oluşan eklem burkulmaları, tendon ve bağ yırtıkları ya da kırıklar, yaralanmanın şiddeti ve hasar gören yapıların ağırlığına göre cerrahi tedavi gerektirebiliyor. Ayrışmış, hareketliliği yüksek kırıklarda kırığın hareketliliğini ortadan kaldırıp kaynamayı sağlamak için cerrahi tedavi uygulamak gerekir. Eklemlerin stabilitesini sağlayan ana bağ gruplarının hasarlandığı durumlarda (Çapraz bağ yaralanmaları, omuz ve kalçada labral yırtıklar gibi) ekleme tekrar dengesini sağlamak amacı ile açık yada artroskopik tamirler ve rekonstrüksiyonlar yapılabilir.
Son olarak tekrarlayan küçük yaralanmaların eklem çevresinde oluşturduğu dejenerasyonların tedavinde de cerrahi yaklaşıma ihtiyaç duyabiliyoruz. Belirgin yaralanma öyküsü olmayan bu grup çoğunlukla sevdiği spor dalı ile ilgili bırakma aşamasına gelmiş oluyor ve rehabilitasyondan gördüğü fayda spora devam etmesi için yetersiz kalabiliyor.

Cerrahi müdahalede yöntemleri nelerdir?

Profesyonel sporcuların en büyük kaygısı mesleklerini devam ettirebilmek ve bir an önce sahaya dönebilmek. Amatör ya da hobi amaçlı spor yapanlar için ise amaç günlük hayata ve işe olabildiğince hızlı ve etkin olarak dönmek. Görülüyor ki kimse zaman ve yaşam tarzından ödün vermek istemiyor. Kullandığımız cerrahi teknikler ve terapilerin hedefleri bu amaçla şekilenmeye başladı. Olabildiğince az kesi (minimal invaziv) ya da kapalı (artroskopik) metodlar kullanıyoruz. Hastayı daha az rahatsız eden, hastane yatış sürelerini kısaltan, hızlı rehabilitasyona izin verecek kadar güçlü ameliyatlar yapmaya başladık.
Artroskopik omuz ve kalça ameliyatları sayesinde daha derinde bulunan eklem bölgelerine kapalı olarak ulaşabilir hale geldik. Ameliyat sırasında uyguladığımız biyolojik ürünler sayesinde hastaların ağrı seviyesi azalmaya başladı ve rehabilitasyon süreçlerinde daha katılımcı olmaya başladılar. Artroskopik diz cerrahisi özellikle bağ ve kıkırdak problemleri konusunda cerrahi teknikler ve biyolojik ürünlerden en fazla fayda gören alan hale geldi.